TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ 20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

psikiyatri.org.tr /

TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ 20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ 
BASIN AÇIKLAMASI
 
TÜRKİYE’NİN ÇOCUK HAKLARI KARNESİ

ÇOCUĞA YÖNELİK ŞİDDET VE İSTİSMAR ARTIYOR…
 
Çocuklar ve onlara yönelen şiddet, ülke gündeminin en önemli ve her zaman üst sıralarda yer alan olaylarından biri. Çok yakın tarihimizde gündemi işgal eden Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmezin 14 yaşındaki bir kız çocuğunu taciz etmesi olayı, Saray Rehabilitasyon Merkezi ile ilgili haberlerle başlayan çocukların korunması ve uygulanan sosyal hizmet çalışmaları, Diyarbakır’da yürüyüşlere katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan çocuklar, sokakta yaşamak zorunda bırakılan, ticari ve cinsel sömürünün nesnesi olan, fabrikalarda riskli işlerde çalıştırılarak emekleri sömürülen, eğitim olanaklarından yoksun, yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşayan, birçok ülkede asker olmaya zorlanıp öldürülen çocuklar… Daha sayabileceğimiz onlarca örnek, çocuklara yönelik şiddetin ve çocuk haklarının aslında bir gün değil yıllar boyunca konuşulması, üzerinde daha çok çalışılması gereken bir konu olduğunu gösteriyor.
 
Dünya Çocuk Hakları günü Birleşmiş Milletlerin 20 Kasım 1989 tarihinde kabul ettiği “Çocuk Hakları Sözleşmesi” çerçevesinde her yıl birçok ülkede kutlanmaktadır. Türkiye 1995 yılında 17. 29. ve 30. maddelerine çekince koyarak bu sözleşmeyi kabul etmiş ama sözleşmenin yaşama geçirilmesi için bu güne dek dikkati çeken ciddi bir adım atmamıştır. Aksine çocuklara yönelik şiddet olaylarında var olan durumu koruyan bir politik tutumu sergilemeyi sürdürmüştür.
 
Gelişmekte olan ülkelerde yaşayan çocukların yüzde 40’ı (yaklaşık 500 milyon çocuk) günde 1 doların altında bir gelirle yaşamını sürdürme çabasındandır.
 
Dünyanın birçok ülkesinde yıllardır sürmekte olan birçok savaşta yüz binlerce çocuk yaşamını yitirmiş, yitirmektedir.
 
Yine yüz binlerce çocuk silahlandırılmakta ve asker olmaya zorlanmakta, silahlı çatışmalara katılmaktadır. Yapılan araştırmalarda, dünya çapında 18 yaşın altındaki yarım milyondan fazla çocuğun, 85'ten daha fazla ülkede silahlı hükümet kuvvetleri, hükümet dışı silahlı politik gruplar, suç örgütleri vb. tarafından silahaltına alındığı saptanmıştır. Zorla kaçırılarak silahlandırılan bu çocuklar şiddet eylemlerinin tanıkları ve mağdurları haline getirilmiştir.
 
Başta Asya ve Afrika ülkeleri olmak üzere tüm dünyada 5–14 yaş grubunda 270 milyon çocuk büyük çoğunluğu güvencesiz, sağlıksız ve ağır işlerde çalıştırılmaktadır.

Tüm dünyada ihmale, şiddete uğrayan, ihmal edilen, ticari ve cinsel sömürünün nesnesi olan alkol ve madde kullanan çocukların sayısı giderek artıyor.
 
Beslenme yetersizliğinden kaynaklanan ölümler kız çocuklarında daha fazla olmak üzere hızla artış gösteriyor. 1 milyar çocuk sağlıklı ev ortamından uzakta büyüyor.
 
Tüm dünyada 1990 ile 2000 yılları arasında çatışmalar yüzünden 2 milyon çocuk öldürülmüş, 6 milyon çocuk yaralanmış ya da kalıcı bir biçimde sakat kalmış, 12 milyon çocuk da evinden yurdundan olmuştur. 20 milyon çocuk evsiz, 7 milyonu ise mülteci konumundadır.
 
Tüm dünyada 600 milyonu aşkın çocuk yoksulluk içindedir. 100 milyonu aşkın çocuk yoksulluk ayırımcılık yada kaynak yetersizliği yüzünden temel eğitim olanaklarından yararlanamamaktadır.
 
Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre dünyada 246 milyon çocuk işçi çalışmaktadır. Çalışan çocuklardan 73 milyonu 10 yaşından küçüktür. Bu dünyada her 6 çocuktan birinin çalıştığı anlamına gelmektedir. Çalışma yaşamıyla ilgili kazalarda her yıl 22 bin çocuk ölmektedir.

 
 
Cinsel ve ticari sömürünün nesnesi haline dönüştürülen çocukların sayısı da 8 milyon 400 bini aşmıştır. Bu çocukların bir milyon 200 bini alınıp satılma, kaçırılma gibi uygulamalara maruz kalmaktadır.
 
Türkiye’nin Çocuk haklarına ilişkin karnesi oldukça kötü
 
Türkiye’de 200 bin çocuk sokakta yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Özellikle Anadolu’nun birçok kentinden ve köylerden gelen ailelerin çocukları göç ettikleri kentlerde yoksulluk içinde yaşam mücadelesi vermektedirler.

15 milyon 70 bin ailenin 3 milyon 600 bini yoksulluk sınırındadır. 15 yaş altındaki 5,6 milyon çocuk gıda ve gıda dışı yoksulluk içinde yaşamaktadır. Özetle, ülkemizde dört çocuktan biri yoksuldur. Yoksul çocukların çoğunluğu büyük şehirlerde ve köylerde yaşamaktadır. Çocuk yoksulluğunu önlemeyi sağlayacak ilgili yasal düzenlemeler yoktur. 

Türkiye`de iş güvenliği olmaksızın, yüzde 76,9`u tarım kesiminde olmak üzere her beş çocuktan biri çalışmaktadır. Sokakta çalışan çocukların sayısı giderek artmaktadır. Bu çocuklar için koruyucu, önleyici, tedavi ve rehabilite edici projeler geliştirilmemiştir. 2008 verilerine göre ülkemizde 770 bin çocuk işçi olarak çalışmakta; her 1000 bebekten 29’u bir yaşını tamamlamadan, 37’si beş yaşından önce hayatını kaybetmektedir

Türkiye’nin aile ve çocuk merkezli insani gelişme ve refah göstergeleri dünya ortalamasının çok altındadır. Çocukların beslenme bozukluklarının neden olduğu hastalıklar yaygındır. Ergen sağlığı hizmetleri çok sınırlı düzeydedir Çocuk sağlığı hizmetleri dünya ortalamasının altındadır. 1,5 milyonun üzerindeki korunmaya muhtaç ve kimsesiz çocuk sosyal güvenlik sisteminin dışındadır. Korunmaya muhtaç çocuklar için koruyucu, önleyici ve destekleyici projeler geliştirilmemiş ve yaşama geçirilmemiştir.
Özürlülere verilen özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri gerek nicelik gerekse nitelik bakımından dünya ortalamalarının çok altındadır.

Son 5 yılda çocuklara yönelik başta ekonomik istismar olmak üzere çocuk ihmali ve istismarının yaygınlığı giderek artmıştır. Fiziksel ve cinsel istismar olgularında da belirgin artış gözlenmektedir. Çocuk pornografisi konusunda Türkiye riskli ülkeler arasındadır. Son üç yılda akranlar arası şiddet olaylarında ve çocukların kesici alet ve ateşli silah kullanımı yaygınlaşmıştır.
 
Ülkemizde imzalandığı günden bu yana Çocuk Haklarına Dair Sözleşme çerçevesinde taahhüt edilen hedeflere ulaşılmamış durumdadır. Bu yönde gerekli yasal düzenlemeler de yapılmamıştır.
15 yaş altındakilerin yüzde 27,7’si, yani yaklaşık 5,6 milyon çocuk yoksulluk içinde yaşamak zorundadır. Kırsal bölgede yaşayan 15 yaş altındakilerin durumuysa çok daha vahimdir. Çünkü bu çocukların yüzde 40,6’sı doğdukları andan itibaren yoksullukla karşı karşıya kalmaktadır.
 
Sonuç olarak tüm bu veriler dünyada ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde çocukların ciddi ve kalıcı ruhsal sorunlar yaşamaya, ruhsal bozukluklar geliştirmeye aday olduğunu göstermektedir. Özellikle aileyi ve bireyin toplumsal yaşamını da kapsayan bu süreçler çocukların gelişim sürecinde birçok ruhsal bozukluk ve davranış sorunlarının ortaya çıkmasına yol açacaktır. Bu tablo topluma, devlete, yönetimlere, ilgili tüm kurum ve kuruluklara, bunun yanında meslek topluluklarına hem çocuk hakları hem çocuklarda ortaya çıkan ruhsal sorunları önleme açısında önemli görev ve sorumluluklar düştüğünü göstermektedir. Çocuk haklarının ve ruhsal sorunlarının toplumun ve ülkeyi yönetenlerin öncelikli konularından biri haline getirmek, çağdaş, çocukların sağlıklı ruhsal gelişimlerini sağlayacak bir aile ve yaşam ortamı sağlamak, bunu engelleyen sosyal kültürel ve ekonomik koşulların ortadan kaldırmak, buna yönelik çocuk politikaları geliştirmeye katkıda bulunmak, çocukların sağlık sisteminden yaralanmalarını sağlayan ve kolaylaştıran koruyucu sağlık uygulamalarını geliştirmek öncelikli uğraşı konuşları olmalıdır. Türkiye Psikiyatri Derneği, üyeleri ve bünyesindeki bilimsel çalışma birimleriyle bu sürece katkıda bulunmaya devam edecektir.
 
Türkiye Psikiyatri Derneği
Merkez Yönetim Kurulu