4 Eylül Dünya Cinsel Sağlık Günü

psikiyatri.org.tr /

Her Beden

Dünya Sağlık Örgütü cinsel sağlığı, yalnızca hastalığın ya da işlev bozukluğunun yokluğu olarak değil cinsellikle ilişkili  bedensel, duygusal, zihinsel ve toplumsal bir iyilik hâli şeklinde tanımlar. Bu tanım çerçevesinde cinsellik zorlama, ayrımcılık, aşağılama ve şiddetten uzak, haz veren ve güvenli deneyimler yaşayabilme olanağını gerektirir. Cinsel sağlık, temelde bir hak meselesidir.

4 Eylül günü, ilk kez 2010 yılında Dünya Cinsel Sağlık Birliği (WAS) tarafından "Haydi konuşalım" temasıyla “Dünya Cinsel Sağlık Günü” olarak ilan edildi. O günden bu yana gençlerin cinsel sağlığı, cinsel çeşitlilik, rıza, olumlu ilişkiler ve cinsel adalet gibi temalar öne çıktı; her biri cinsel sağlığı bir hak ve özgürlük meselesi olarak ele aldı. 2026'nın teması "Every Body" : Her Beden, Herkesin Bedeni” her insan ve o insanın içinde yaşadığı bedeni işaret ediyor. Çünkü cinsel sağlık hiçbir zaman soyut bir insanda değil, belirli bir bedende yaşanır ve bütün bedenler bu dünyada eşit koşullarda değildir.

Güvenli cinsellik, cinsel sağlık hizmetine erişim, arzu ve yakınlık kurma hakkı istisnasız her bedene aittir. İnsan bedeni doğası gereği durağan değildir; ergenlik, gebelik, hastalık, menopoz, yaşlanma ve tıbbi tedaviler bedeni değiştirir. Trans bireylerde ve ikili cinsiyet sistemi dışında kendini tanımlayan kişilerde cinsiyet uyum süreçleri de bedeni dönüştürebilir.

LGBTİ+ bireylerin güvenli bir cinsel yaşam sürme, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini korkmadan ifade edebilme, cinsel sağlık olanaklarına adil biçimde erişebilme hakkı korunmalıdır. Ülkemizde özellikle trans bireylerin hormon tedavisine, cinsiyet uyum süreci hizmetlerine ve yasal tanınmaya erişimi giderek kısıtlanmakta; bu gelişmeler derin kaygı yaratmaktadır. Gereksinim duyulan bakıma erişimin engellenmesi yalnızca bir cinsel sağlık ve hak sorunu değil, önlenebilir bir ruh sağlığı sorunudur.

Cinsel sağlığın bir diğer temel bileşeni, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmadır.  Bunun en güçlü aracı kapsamlı, bilimsel ve yaşa uygun cinsel sağlık eğitimidir; yalnızca korku diliyle kurulan önleme çalışmaları, hazdan ve rızadan da söz eden yaklaşımlar kadar koruyucu olmamaktadır. Eğitimin yanı sıra prezervatif gibi bariyer yöntemlere erişim, düzenli ve ücretsiz tarama, aşılama, temas öncesi ve temas sonrası profilaksi seçenekleri, erken tanı ve gecikmesiz tedavi de damgalanma korkusu olmadan, gizlilik güvencesiyle sağlanmalıdır. HPV aşısı bu konuda en somut örnek olarak karşımızdadır: yıllardır verilen sözlere karşın aşı hala ulusal aşı takviminde değildir; erişim yurttaşların ödeme gücüne göre değişmektedir. Önlenebilir kanserler söz konusuyken bu bir eşitsizlik sorunudur. HPV aşısı cinsiyet ayrımı olmaksızın ulusal takvime alınmalı ve herkese ücretsiz sunulmalıdır.

HIV ile yaşayanların bugün karşılaştığı en ağır yük ise çoğu zaman enfeksiyonun kendisi değil, damgalanmadır. Bilinmesi gereken bilimsel gerçek şudur: B=B — Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan. Etkili tedaviyle viral yükü sürekli olarak belirlenemeyen düzeyde olan bir kişi HIV'i cinsel yolla bulaştırmaz. Sağlık çalışanları, HIV ile yaşayanlara ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonu olan kişilere yönelik her türlü ayrımcılığın karşısında yer almalıdır.

Cinsellik, güç ve egemenlik ilişkileri içinde sömürünün bir aracı hâline gelebilmektedir. Bu tür sömürünün mağdurları, şiddete, aşağılanmaya maruz kalmalarının yanı sıra sağlık hizmetine erişimde engelle en çok karşılaşan gruplardandır. Sağlık, şiddetten korunma ve adalete erişim hakları tartışma konusu değildir.

Türkiye Psikiyatri Derneği olarak toplumsal cinsiyete, cinsel yönelime, cinsiyet kimliğine, bedensel özelliklere, sağlık durumuna ya da yaşam biçimine dayalı ayrımcılığın karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Cinsel sağlık; insanların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olabildiği, rızanın esas alındığı, çeşitliliğin hastalıklaştırılmadığı, şiddet ve ayrımcılığın olmadığı ve sağlık hizmetlerine eşit erişimin güvence altına alındığı bir toplumda mümkündür.

Sorumluluğumuz kapımızdan girebilenlerle sınırlı değildir; o kapıya kimlerin ulaşamadığını sormakla da yükümlüyüz. Bu yılın teması tam da bunu hatırlatıyor:

Cinsel sağlık kimsenin ayrıcalığı değil, istisnasız herkesin, “her beden”in hakkıdır.