Basına ve Kamuoyuna
İstanbul’da son dönemde raylı sistemlerde art arda yaşanan intihar olayları, hepimizi derinden üzmekte; yalnızca bireysel kayıplar açısından değil, toplum ruh sağlığı, kamusal güvenlik ve koruyucu ruh sağlığı hizmetleri açısından da acil biçimde ele alınması gereken bir duruma işaret etmektedir. İntihar davranışı, çoğu zaman çok etmenli bir süreç içinde ortaya çıkar; ruhsal hastalıklar, umutsuzluk, yalnızlık, ekonomik ve sosyal zorluklar, travmatik yaşantılar, madde kullanımı, daha önceki kendine zarar verme davranışları, destek sistemlerinin zayıflaması ve profesyonel yardıma erişimdeki güçlükler bu süreçte rol oynayabilir. Bu nedenle yaklaşımımızın merkezinde suçlayıcı, damgalayıcı ya da sansasyonel bir dil değil; koruyucu, önleyici, destekleyici ve bilimsel bir çerçeve yer almalıdır.
İntiharı önleme alanındaki temel ilke açıktır: İntihar önlenebilir. Bunun için ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, risk altındaki kişilerin erken fark edilmesi, kriz anında hızlı ve şefkatli müdahale edilmesi, profesyonel yardım arama yollarının görünür hale getirilmesi ve ölümcül yöntemlere erişimin önlenmesi gereklidir. İntihar eylemi bulaşıcı olabilir, bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü, medyada intihar haberlerinin nasıl yer alması gerektiği ile ilgili kurallar belirlemiştir. İntihar haberleri sansasyonel bir dille, romantize edilerek, kişisel bilgiler ayrıntılandırılarak ve fotoğraflar ile verilmemelidir. Haberde intihar bir çözüm yolu olarak gösterilmemelidir. İntihar girişimlerinden sonra meydana gelebilecek ağır bedensel sorunlar -beyin hasarı, felç vs- tanımlanmalı ve caydırıcı bir şekilde kullanılmalıdır. Kurbana intihar davranışıyla bir ün kazandırılmamalı, intiharın ün kazanmak için bir yol olduğu mesajı verilmemelidir. Bireylerin intihar düşünceleriyle baş etmelerine yardımcı olabilecek kurumlar, tedavi seçenekleri hakkında bilgi verilmelidir. Nasıl intihar edilebileceğini gösteren ayrıntılı intihar haberlerinden sakınılmalıdır. Olay hiçbir şekilde geniş ve tekrarlayan biçimde haberleştirilmemelidir. Lokal medya ve sağlık kurumları arasında sürekli bir diyalog sağlanmalıdır. Yıllar önce Boğaziçi Köprüsü’ndeki intihar girişimlerine dair haberlerin yayımlanmasının durdurulmasının ardından bu tür girişimlerin azalması, medyada intiharın yer alma biçimi ile bu olayların gerçekleşmesi arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir.
Raylı sistemlerde yaşanan intihar olayları, yalnızca sağlık hizmetlerinin değil, kent planlaması, ulaşım güvenliği, yerel yönetimler, medya, eğitim ve sosyal hizmetlerin ortak sorumluluğunda ele alınmalıdır. Uluslararası bulgular, raylı sistemlerde uygulanabilecek bazı yapısal ve kurumsal önlemlerin önemli koruyucu katkılar sağlayabildiğini göstermektedir. Bunlar arasında istasyon ve platform güvenliğinin artırılması, uygun noktalarda fiziksel bariyerler ve platform ayırıcı sistemler, riskli alanların çevresel tasarımla yeniden düzenlenmesi, kamera ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, istasyon anonsları ve görsellerinde kriz anında başvurulacak destek kanallarının açık biçimde yer alması, personelin risk işaretlerini tanıma ve güvenli müdahale konusunda eğitilmesi ve olay sonrası yolcu ile çalışan personele psikososyal destek sunulması yer almaktadır. Özellikle fiziksel bariyerler ve platform güvenlik sistemleri, raylı sistem intiharlarının azaltılmasında en umut verici önlemler arasında bildirilmektedir; personel eğitimi ise risk altındaki kişileri fark etme ve müdahale etme kapasitesini artırmaktadır.
Tüm kurumların katılımıyla bütüncül bir raylı sistem intiharı önleme eylem planı hazırlanmasını gerekli görüyoruz. Bu plan; veriye dayalı risk analizi, yüksek riskli istasyon ve saatlerin belirlenmesi, çevresel güvenlik önlemleri, kriz müdahale protokolleri, personel eğitimi, medya ile iletişim ilkeleri ve olay sonrası psikososyal destek bileşenlerini içermelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Psikiyatri Derneği iş birliğinde daha önce düzenlenen çalıştaylar, bu ortak aklın ve kurumlar arası eşgüdümün ne kadar değerli olduğunu göstermiştir. Aynı yaklaşımın kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir. Toplum ruh sağlığını önceleyen yerel uygulamaların ve kurumsal iş birliklerinin geliştirilmesi, yalnızca kriz anlarını değil, krizden önceki risk birikimini de hedeflemelidir.
Topluma düşen sorumluluk da küçümsenmemelidir. Çevremizdeki bir kişide belirgin umutsuzluk, vedalaşma davranışları, yoğun çaresizlik, “yaşamak istememe” ifadeleri, ani içe çekilme, ağır çökkünlük, ciddi kaygı, dürtüsellik, alkol-madde kullanımında artış ya da kendine zarar verme belirtileri fark ettiğimizde bunu “dikkat çekmeye çalışma” olarak küçümsememeli; yargılamadan dinlemeli, yalnız bırakmamalı ve profesyonel yardıma yönlendirmeliyiz. İntihar düşünceleri yaşayan kişiler için yardım istemek güç olabilir; bu nedenle ailelerin, arkadaşların, işyerlerinin, eğitim kurumlarının ve toplumun diğer bütün paydaşlarının destekleyici ve damgalamayan bir tutum benimsemesi yaşamsaldır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, korku ve sansasyon değil; dayanışma, erken müdahale ve erişilebilir destek mekanizmalarıdır. Ruhsal kriz yaşayan her bireye verilmesi gereken temel mesaj şudur: Yalnız değilsiniz, yardım vardır ve yardım istemek güçsüzlük değil, yaşamı koruyan önemli bir adımdır. Acil risk durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi’ne başvurulmalı; ruh sağlığı değerlendirmesi ve tedavi için Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarından, MHRS ve Alo 182 üzerinden psikiyatri randevusu oluşturulmalıdır. Sağlıklı Hayat Merkezleri ve uygun yerlerde psikososyal danışmanlık hizmetleri de başvuru yolları arasında yer almaktadır.
Türkiye Psikiyatri Derneği olarak, intiharı önleme çalışmalarının sağlık sisteminin ötesine taşan, çok sektörlü bir halk sağlığı sorumluluğu olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Yaşamı koruyan kentler, yalnızca fiziksel olarak güvenli değil; aynı zamanda psikolojik olarak destekleyici, yardım aramayı kolaylaştıran ve kırılganlık dönemlerinde insanı yalnız bırakmayan kentlerdir. İstanbul’da raylı sistemlerde yaşanan kayıpların yeni kayıplara yol açmaması için; bilimsel bilgiye, kurumsal iş birliğine ve insan onurunu gözeten koruyucu politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Türkiye Psikiyatri Derneği Krize Müdahale ve İntiharı Önleme Çalışma Birimi Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu