OKULLAR GÜVENLİ ALANLAR OLMALIDIR: EĞİTİM ORTAMLARINDA ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE KRİZDE RUH SAĞLIĞI MÜDAHALELERİ ACİL BİR HALK SAĞLIĞI ÖNCELİĞİDİR.

psikiyatri.org.tr /

BASINA VE KAMUOYUNA

OKULLAR GÜVENLİ ALANLAR OLMALIDIR: EĞİTİM ORTAMLARINDA ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE KRİZDE RUH SAĞLIĞI MÜDAHALELERİ ACİL BİR HALK SAĞLIĞI ÖNCELİĞİDİR.

Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta gerçekleşen ve toplum hafızasında derin iz bırakan benzer okul bağlantılı şiddet olayları, eğitim ortamlarının güvenliğine ilişkin kaygıları yeniden ve ağır biçimde gündeme taşımıştır. Son günlerde Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye yönelik silahlı saldırıda öğrenciler, öğretmenler ve diğer okul çalışanları yaralanmış; Kahramanmaraş’ta bir okulda gerçekleşen silahlı saldırıda ise öğrenciler ve bir öğretmen yaşamını yitirmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştır. Bu olaylar yalnızca adli ve idari boyutlarıyla değil, çocuk ve ergen ruh sağlığı, eğitim hakkı, çalışan güvenliği ve toplumsal ruhsal iyilik hali açısından da ele alınması gereken çok yönlü kriz durumlarıdır.

Türkiye Psikiyatri Derneği olarak, yaşamını yitiren öğrenci ve öğretmenler için derin üzüntümüzü ifade ediyor; ailelerine, arkadaşlarına, okul topluluklarına ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralananların en kısa sürede iyileşmesini temenni ediyoruz. Böylesi olayların ardından yalnızca doğrudan etkilenen kişiler değil, aynı okulda bulunan öğrenciler, öğretmenler, veliler, olaya tanıklık edenler, olay görüntülerine maruz kalanlar ve benzer kayıpları daha önce yaşamış kişiler de yoğun ruhsal sarsıntı yaşayabilir. Bu nedenle okul saldırıları, yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde de travmatik sonuçlar doğurabilen olaylardır.

Okullar, çocuklar ve gençler için öğrenmenin yanı sıra korunma, aidiyet ve gelişim alanlarıdır. Öğretmenler ve okul çalışanları da görevlerini güven içinde sürdürebilmelidir. Eğitim ortamlarında silahlı şiddetin ortaya çıkması, öğrencilerin güvenlik duygusunu, ebeveynlerin okula duyduğu güveni ve eğitim çalışanlarının mesleki işlevselliğini zedelemektedir. Tekrarlayan ya da peş peşe yaşanan bu tür olaylar, toplumda “yayılma” ve “bulaşma” etkileri yaratabilir; korku, çaresizlik, öfke, güvensizlik ve tetikte olma hali geniş kesimlere yayılabilir. Özellikle çocuklar ve ergenler, medya ve sosyal medya üzerinden bu olaylara tekrar tekrar maruz kaldıklarında, kendi okullarında da benzer bir tehlike yaşayabileceklerine ilişkin yoğun kaygılar geliştirebilirler.
Bu nedenle, olayların haberleştirilme biçimine ve kamusal dile azami özen gösterilmesi gerekir. Şiddet olaylarının özendirici, dramatize edici ya da faile dikkat çekici biçimde sunulması, ruhsal açıdan kırılgan bireyler üzerinde olumsuz etkiler doğurabilir. Görsel materyallerin yaygın dolaşıma sokulması, silahın, yöntemin ve olay akışının ayrıntılı biçimde anlatılması ve haberin sık sık tekrarlanması hem travmatik etkileri artırabilir hem de taklit riskine katkıda bulunabilir. Bu tür dönemlerde sorumlu yayıncılık, koruyucu ruh sağlığı yaklaşımının önemli bir parçasıdır.

Böyle bir olayın hemen ardından en önemli gereksinimlerden biri, hızlı, örgütlü ve aşamalı bir krize müdahaledir. Okul topluluklarında psikolojik ilk yardım ilkeleri devreye sokulmalı; güvenliğin yeniden sağlandığı açık ve tutarlı biçimde paylaşılmalı; öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin yaşadıkları duygusal tepkilerin anlaşılabilir olduğu anlatılmalıdır. Her bireyin bu tür olaylardan aynı biçimde etkilenmeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür olayların ardından bazı bireylerde akut stres belirtileri gelişebilir. Kişi, olayı yeniden yaşıyormuş gibi hissetme, aşırı tetikte olma, dikkat ve odaklanma güçlüğü, uyku sorunları, yoğun korku ve suçluluk duyguları yaşayabilir; ayrıca olayı hatırlatan yerlerden, kişilerden ya da durumlardan kaçınma davranışları gösterebilir. Bu belirtilerin sürmesi, ağırlaşması ya da işlevselliği belirgin biçimde bozması halinde ruh sağlığı birimlerine hızlı erişim sağlanmalıdır.

Geride kalan yakınlar, sınıf arkadaşları, öğretmenler ve okul personeli için yapılandırılmış destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Yas süreçleri aceleye getirilmemeli; çocukların gelişim düzeyine uygun, dürüst ve sakin bir iletişim kurulmalıdır. Okula dönüş süreçleri “hiçbir şey olmamış gibi” yönetilmemeli; anma, bilgilendirme, rehberlik ve destek adımları dikkatle planlanmalıdır. Okul rehberlik servisleri tek başına bırakılmamalı; il sağlık müdürlükleri, ruh sağlığı profesyonelleri ve ilgili kamu kurumları eşgüdüm içinde çalışmalıdır. Ancak kriz müdahalesi tek başına yeterli değildir. Asıl gereksinim, eğitim ortamlarında şiddeti önlemeye yönelik kapsamlı bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Riskin erken fark edilmesi, okul temelli ruh sağlığı programlarının güçlendirilmesi, zorbalık ve şiddet davranışlarının sistematik biçimde izlenmesi, tehdit ve saldırganlık belirtilerinin ciddiyetle ele alınması, aile-okul-sağlık sistemi iş birliğinin artırılması gerekir. Öğrencilerin ruhsal sıkıntılarını güvenle ifade edebilecekleri, damgalanmadan yardım isteyebilecekleri kanallar kurulmalıdır. Öğretmenler ve okul yöneticileri, yalnızca güvenlik prosedürleri açısından değil, kriz belirtilerini tanıma, riskli davranışları fark etme, uygun yönlendirme yapma ve olay sonrası destek süreçlerini yürütme konusunda da desteklenmelidir.

Eğitim kurumlarında güvenlik, yalnızca fiziksel önlemlerle sınırlı düşünülemez. Giriş-çıkış kontrolü, acil durum planları, kriz protokolleri ve kurumlar arası koordinasyon elbette önemlidir; ancak bunların ruh sağlığını gözeten, çocuk haklarını koruyan, damgalamayan ve cezalandırıcı değil önleyici bir anlayışla yapılandırılması gerekir. Şiddetin toplumsallaşmasına, silaha erişime, dışlanmaya, umutsuzluğa ve ruhsal sıkıntılara duyarsız kalan bir yaklaşım, herhangi bir çözüm üretemeyecektir.

Türkiye Psikiyatri Derneği, çocukların, gençlerin, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının güvenli eğitim ortamlarında bulunma hakkının altını çizmektedir. Yetkili kurumları, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik bilimsel ve çok sektörlü politikaları ivedilikle güçlendirmeye; olaylardan etkilenen tüm okul toplulukları için erişilebilir krize müdahale hizmetleri sunmaya; medya kuruluşlarını ise sorumlu ve özenli yayıncılık ilkelerine bağlı kalmaya davet ediyoruz.

Ruhsal açıdan zorlanan, korku, çaresizlik, yoğun kaygı, uyku bozukluğu, sürekli tetikte olma, kendine ya da başkasına zarar verme düşünceleri yaşayan herkesin gecikmeden profesyonel destek alması gerekmektedir. Erken destek, krizlerin derinleşmesini önleyebilir. Şiddetin olağanlaştırılmadığı, yardım aramanın güç olarak görüldüğü, çocukların ve eğitim emekçilerinin korunduğu bir toplumsal iklim mümkündür ve bu hepimizin ortak sorumluluğudur.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Türkiye Psikiyatri Derneği Krize Müdahale ve İntiharı Önleme Çalışma Birimi
Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu