Emniyet Genel Müdürlüğü, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Hakkında TPD raporu

psikiyatri.org.tr /

İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği üzerine çalışan TPD Adli Psikiyatri Bilimsel Çalışma Birimi ve Silahlı Görev ve Silah Ruhsatlandırılmasında Psikiyatrik Açıdan Değerlendirme ve İzlenme Kuralları Görev Grubu bir rapor taslağı hazırlamıştır. Meslektaşlarımızın metni ekte sunulan bu raporu incelemeleri, eleştiri ve önerilerini 20 Ocak 2005 terihine dek [email protected] adresine yazmaları istenmektedir. Öneri ve eleştirilerden sonra son hali verilecek metin TPD MYK tarafından İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderilecektir.



İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Hakkında Türkiye Psikiyatri Derneği (Tpd) Raporu

İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırlayıp yayımladığı Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği derneğimiz ilgili birimlerince incelenmiş ve aşağıdaki görüş ve değerlendirmelerin Emniyet Genel Müdürlüğüne iletilmesine karar verilmiştir.

Hem sağlık durumuna göre yapılacak idari uygulamalar hem de sağlık durumunun saptanmasına ilişkin ayrıntılar gözden geçirildiği zaman yönetmeliğin bütününde ruh sağlığı ve hastalıklarına ne ölçüde önem verildiği hemen anlaşılmaktadır.

Silahlı görev yapacak veya yapmakta olan kişilerin ruhsal yönden sağlıklı olması ve sağlıklı kalması birincil önemdedir. Bu önem ikili bir özellik taşır: hem o kişilerin sağlıklı yaşama hakkı ve silah taşımaları nedeniyle kendilerine dönük riskler yönünden bireysel düzlemde; hem de görevlerinin özellikleri ve niteliği itibariyle toplumun öbür bireylerinin huzur ve hatta yaşama hakkı yönünden toplumsal düzlemde geçerlidir.

Ruh sağlığı ile ilgili yapılacak idari uygulamaların hem silahlı görev yapacak kişinin ve toplumun öbür bireylerinin korunması yönünden olası olumsuz sonuçları en aza indirecek nitelikte olması, hem de görevli kişinin özlük haklarında bir eksilme veya kayba yol açmayacak özellikleri taşıması gerektiği düşüncesindeyiz. Bu bakımdan temel ilkeler bağlamında söz konusu yönetmeliğin her iki yönde de (toplumun korunması ve görevli bireyin sağlık ve özlük hakları) psikiyatri ve hukuk bağlamında duyarlı kurallar getirdiği görülmektedir.

Yönetmeliğin daha da duyarlı kılınması ve iyileştirilmesi için değerlendirme ve önerilerimiz aşağıdadır.

 

    1. Yönetmeliğin bir çok maddesinde C diliminde yer alan ruhsal hastalıklara D dilimi, D diliminde yer alan ruhsal hastalıklara E dilimi uygulaması getirilmektedir. Bu doğrultuda “psikiyatrik hastalıklarda hastalık branşlarının sınıflandırılmasındaki D dilimi sağlık şartlarını taşıyanlar idari polislik görevine aktarılmazlar.” denerek psikiyatrik hastalıkların D dilimi sağlık şartları taşıyanlara malulen emeklilik dışında bir seçenek bırakılmamaktadır.

    Bu durumdaki kişiler çalışma süresi itibariyle malulen emeklilik hakkını kazanmamış oldukları durumda da memurluktan çıkarılmak durumunda bırakılmaktadır. Oysa D dilimi psikiyatrik hastalıkları olan devlet memurları içinde görevini yürütenler azımsanamayacak miktardadır. Bu dilimde yer alan hastalıklar kişiyi silahlı görev yapamaz duruma getirmiş olsa da, kişi bir büro işinde verimli çalışma yetisini yitirmemiş olabilir.

    Emniyet Teşkilatı, Emniyet hizmetleri sınıfında yer alan ve D dilimi psikiyatrik hastalığı olan bir memurun silahlı görevde ya da idari görevde polislik görevine atanmaması uygulaması tıbben de doğrudur. Ancak bu kişinin emniyet teşkilatı dışında devlet memurluğu yapmasının mümkün olduğu durumlarda, yönetmeliğin bu tür bir geçiş için de düzenleme yapması kişi hakları yönünden zorunludur. Kişi bu seçeneği (emniyet teşkilatı dışında devlet memurluğu) kullanmak istemezse malulen emekli edilmesi uygulaması kişi hakları yönünden sakınca oluşturmaz.

    Madde 13’de yer alan göreve atanma sırasında A, B, C dilimlerinde yer almayanın atanmayacağı ve Ek-3 Hastalık Branşlarının Sınıflandırılması bölümünde yer alan ruhsal hastalıklarda C diliminin öğrenciler için söz konusu olduğunda D dilimi işlemi göreceği koşulu, yukarıda önerdiklerimizle çelişmez. Çünkü göreve alınırken saptanmış C, D dilimi psikiyatrik hastalık söz konusu olduğunda konu, kişinin silahlı olmayan bir göreve atanması haline gelir ki, bu yönetmeliğin kapsamı dışında kalır. Ancak görevdeki memurun D dilimi hastalığı bulunması durumunda yapılacaklar, bu yönetmelikte kişi hakları yönünden düzeltilmesi gereken bir uygulama konumundadır. Öte yandan geçmiş dönemde idari mahkeme kararları ile başka bir memuriyete atanan kişilere ilişkin örnekler bulunduğu bilinmektedir.

    D dilimi psikiyatrik hastalıklar arasında yer alan “kısa psikotik bozukluk” ya da “tek ya da seyrek ataklı bipolar (iki uçlu) hastalık gibi, kronisite kazanmamış ancak tekrarlama riski olan ve ne zaman tekrarlayacağı belli olmayan psikotik hastalığı olanlar için silahlı olamayan bir memuriyet tıbben uygun olduğu gibi kişi hakları açısından da uygundur. Bu hastalığı bir kez saptananların, silahlı görevli iken hastalıklarının tekrarlaması durumunda kendileri ve yakınlarının yaşamları başta olmak üzere başka kişilerin yaşamları için de tehlikeli durumlar ortaya çıkabileceğinden kendilerine beylik silah ve ruhsatlı silah da verilmemesi uygun olacaktır.

    2.

      a) Öğrenci alımındaki sağlık değerlendirmesi, sınav komisyonunda yer alan “doktor” ve tam teşekküllü bir resmi hastaneden alınacak sağlık kurulu raporu ile tanımlanmıştır. Ruh sağlığı değerlendirilmesi ile ilgili bir başka ayrıntı tanımlanmamıştır. Oysa ruh sağlığı yönünden öğrenciliğe alınma ve öğrencilikten memuriyete geçiş aşamalarında yapılacak muayene ve değerlendirmeler önemlidir.

      Bu yönetmelikte tanımlandığı gibi polis öğrencisi ve memurunda öncelikle A,B,C tipi hastalıkların bulunmaması gerektiği doğrudur. Ancak bunun dışında bazı ruhsal yetenek ve yetilerin de bulunması gerektiği açıktır. Bu nedenle yönetmelik, bir polis öğrencisinde ve memurunda hastalık olmaması kuralı dışında bulunması gereken ruhsal özellikleri de tanımlamalı, başlangıçtaki seçim ve memuriyete geçiş bu özelliklere göre yapılmalıdır.

      b) Öte yandan ruhsal bozukluklar ayrıntılı ve uzun incelemelerle tanınabildiğinden, toplu öğrenci veya memur adayı muayeneleri polikliniklerde yığılmalara yol açarak yapılan muayene ve incelemenin duyarlılığında azalmaya yol açmakta, riskli kişilerin kalabalık için saptanamaması türünden çeşitli sakıncalar taşımaktadır. Sonuç olarak resmi hastanelerde kendi günlük rutinleri içinde yapılan sağlık kurulu muayenelerinde incelikli muayene gerektiren kişilik özellikleri, yeti ve yetenekler saptanamamaktadır.


    c) Bu nedenle

      i) Polis öğrencilerinin alınmasında ve polislerin öğrencilikten memuriyete geçişlerinde (beden sağlığı için gerekli tahlil ve incelemelerin listelenmesi gibi) muayene ölçekleri ve psikolojik testler, kişilik testleri yapılması zorunlu bir asgari standart olarak belirlenmelidir.

      ii) Aynı şekilde bir polis memurunun ”silahlı görev yapıp yapamayacağı” sorusunun yanıtlanması gerektiğinde yapılması zorunlu incelemeler ve değerlendirme koşulları ile ilgili olarak da bir asgari standart belirlenmesi gerekir.

      iii) Bu olanaklar ülkemizin her tarafındaki tam teşekküllü resmi hastanelerde de tam olmadığından ve olanlarda da yukarıda (2-b) açıklandığı gibi yeterli duyarlıkta olmayabilecek koşullarda hizmet verdiğinden dolayı bu muayeneleri yapacak yeterli sayıda psikiyatr ve psikologdan oluşacak sürekli bir kadro oluşturulması, bu elemanlardan da bir “Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık Kurulu (ya da Kurulları) oluşturulması uygun olacaktır

      Böylece öğrenci alımı ve memuriyete geçişte polis memurlarının sağlık muayenelerinde gözden kaçmış sağlıksız durumların ve farklı hastanelerde farklı standart veya muayene koşullarından kaynaklanan farklılıkların en aza indirilmesi sağlanmış olacaktır. Konu bu kurulun değerlendirmesinden sonra bir hakem sağlık kurulu önüne geldiğinde de asgari standartlara göre toplanmış olan bilgi ve saptamalar sağlıklı karar almayı kolaylaştıracaktır.

      iv) Emniyet Müdürlüğü Sağlık Kurulu dışında hakem hastane olarak atanacak olan hastanenin “Tam teşekküllü genel hastane” olması, bu hastanede oluşan sağlık kurulunun hastanedeki temel tıp dallarının uzmanlarından oluşması nedeniyle, bu yöndeki kararların yeterince incelikli olması önünde bir engeldir. Konuyu kararlaştıracak olan hakem sağlık kurulu üyelerinin tamamının psikiyatri uzmanı hekimlerden oluşması, bir yönetmelik hükmü haline getirilmelidir.


    3. Yönetmelik, silahlı görevdeki memurların ruh sağlıklarının nasıl korunacağı yönünde de hükümler içermelidir. Ruhsal travma yaşama riski yüksek bir mesleğin mensupları olan emniyet memurlarının ruh sağlıklarının nasıl korunacağı da sağlıklı yaşama hakkı yönünden önemlidir ve bir kurala bağlanmalıdır.

    15. Madde’de personelin sağlık durumlarının değerlendirilmesinin Başhekimliklerce yapılacağı belirtilmiş olmakla birlikte bunların niteliği hakkında ayrıntılı bir bilgi bulunmamaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık Kurulu dışında İl merkezlerinde yeterli sayıda psikiyatrist, psikolog ve sosyal hizmet uzmanından oluşan İL SAĞLIK BİRİMLERİNİN kurulmasına ihtiyaç vardır. Öğrenci alımlarında ve memuriyete geçişte görev yapan bu birim, bu dönemler dışında da görevdeki polis memurlarının rehabilitasyon ve tedavisi ile uğraşır. Görevli personelin ruh sağlığı ile ilgili sorunları izler, hasta personel hakkındaki işlemleri yürütür ve koruyucu ruh sağlığı çalışmaları yapar. Yönetmeliğin uygulanmasından sonra personelin psikiyatrik muayene konusunda göstereceği isteksizlik bir ölçüde önlenmiş olur. Bu da görevdeki memurların ruh sağlığının sürdürülmesi veya rahatsızlıkların erken saptanması yönünden son derece önemlidir. Bu kadro halen sürdürülmekte olan Polis Hastanesi hizmetinin dışında görevli olmalıdır; aile bireyleri, yakınlar ve polis emeklileri ile değil özellikle polis memurlarının ruh sağlığı ile ilgilenmelidirler

    4. Yönetmelikte ruh sağlığı ve hastalıkları gruplandırılırken nevroz, psikoz, alkol ve madde bağımlılığı ve kişilik bozukluğu gibi dört kategori ve iş ortamının bozulmaması, çalışma veriminin düşmemesi gibi iki derece ölçütü konulmuştur. Oysa bu gruplandırma bütün ruhsal bozukluklarda “silahlı görev yapabilir” kararı için yeterli değildir.

    B diliminde yer alan ve psikiyatr olmayan biri tıbbi - bilimsel başlığa baktığında, silah taşıyan bir kişinin kendisi, çevresi ve toplum için olası riskleri görülemeyen bazı hastalıklar vardır. B ve C dilimilerinde yer alan disosiatif bozukluk ve nevrotik adaptasyon bozuklukları kapsamında değerlendirilebilecek dürtü kontrol bozukluğu, dürtüsel intihar girişimlerini ve öfke kontrol bozukluğu ve C diliminde yer alan organik nedenlere bağlı hafif derecede kişilik bozuklukları, geçirilmiş akut organik ruhsal reaksiyonlar böyledir.

    B ve C dilimlerinde yer verilen bu hastalıkların sürekli risk getirdiğinden söz etmek güçtür. Öte yandan bu başlıkta bir hastalığı olan her kişide olası bir riskten söz etmek de o kadar güçtür. Bu gibi durumlar o hastalığın, muayene edilen kişide ne gibi riskler taşıdığı değerlendirilerek karar verilebilir. Bu nedenle, B ve C dilimlerinde yer alan hastalıkların değerlendirilmesinde “Kişi hakkındaki raporlar, işyeri anketi, anamnez, aile görüşmesi vb. yollarla alınan bilgiler, gerçekleşmiş olaylar göz önüne alınarak kişinin kendisi, çevresi ve toplum için riskleri değerlendirilerek silahlı görev yapamayacağına karar verilebilir” şeklinde üçüncü bir değerlendirme ölçütü konulmalıdır.

    5. D ve E dilimi psikiyatrik hastalığı saptananların, bu hastalıklar nedeniyle ayakta ya da yatarak tedavi edilenlerin silahları üstlerinde bırakılmamalı, idarece teslim alınmalıdır. Göreve geri dönmedikçe silahları iade edilmemeli, psikiyatrik hastalık nedeniyle emekli olanlar ya da silahsız bir göreve geçenlerin beylik tabancalarının verilmemeli, ve silah ruhsatı yasağı getirilmelidir.

    6. Personelin bu yönetmelik ve uygulamalardan sonra psikiyatrik muayene ve danışma konusunda göstereceği çekingenlik ve reddetme tavırlarını önlemek, düzenli bir ruhsal değerlendirme ortamı oluşturmak üzere tıpkı Silahlı Kuvvetler personeli için geçerli olduğu gibi Emniyet Teşkilatı personeli için de PERİYODİK MUAYENE uygulamasının başlatılması yerinde olacaktır.

    Türkiye Psikiyatri Derneği, yukarıda belirtilen konuların düzenlenmesinde gereken desteği sağlamak konusunda hazır ve isteklidir.