Ceza İnfaz Kurumlarında Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Nakil Kararı Tıbbileştirilemez

Son dönemlerde medyaya da yansıyan olaylarda açık ceza infaz kurumlarından firar eden kişilerin ciddi suçlar işlemeleri nedeniyle açık ceza infaz kurumlarına nakledilme koşulları gündeme gelmiştir. Bazı illerde Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarınca hekimlerden hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna nakli ve izin kullanım durumlarında çevresine zarar verme açısından yüksek risk taşıyıp taşımadığı gibi oldukça geniş bir konuda rapor düzenlenmesinin talep edildiği öğrenilmiştir. 

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin büyük bir kısmı ciddi ruhsal hastalığı olmayan kişilerden oluşmaktadır. Adli süreçler içerisinde yargılanmış, hüküm verilmiş kişilerin gelecekteki tehlikelilik bakımından ceza sistemi içerisinde değerlendirilmeleri ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanınca yapılabilecek bir tıbbi değerlendirme ile olamaz. Psikiyatrik amaçla tehlikeliliğin belirlenmesi, ciddi psikiyatrik hastalığı olan kişinin tedavisini sağlamaya yöneliktir. Oysa adli ceza sistemi açısından tehlikeliliğin belirlenmesi bireyin kısıtlanması ve cezalandırılması amacıyla yapılmaktadır. 

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 76/1. Maddesinde  “Tehlikeli Hükümlü”, ‘suçun nitelik ve işleniş şekline göre, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan veya kurumun güvenlik ve düzenini ihlal edebileceği konusunda delil veya ciddi emareler olan hükümlüler’ olarak tanımlanmıştır.

Ceza ve Güvelik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili Tüzükte “tehlikeli suçlu”ların ceza infaz kurumlarında nasıl değerlendirileceği, nakillerine hangi kurulların karar vereceği açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen tüm hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ya da izin kullanma durumlarına ilişkin tıbbi rapor istenmektedir. Bu uygulama hem gerçekçi değildir hem de gelecekte riskli davranışlarını tıbbileştirerek hekimlere görevleri olmayan bir sorumluluk yüklenmeye çalışılmaktadır.

Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanları ya da hastane sağlık kurulları yasalar ve etik kurallar çerçevesinde kişilerin tıbbi durumunu değerlendirmektedir. Diğer temel kanunlarla yapılan değerlendirme kişilerin ciddi akıl hastalığı ya da zayıflığına bağlı kendisine ya da çevresine zarar verme durumuyla ilgili olmaktadır. Hekimlerin görevi hastalık nedeniyle nakiller ile sınırlı olup, ceza infaz sistemi içerisindeki diğer nakillerde görevi bulunmamaktadır. 

Hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna sevki ve izin kullanım durumlarında çevresine zarar verme açısından yüksek risk taşıyıp taşımadığı tıbbi bir değerlendirme konusu olmayıp, bu karar ceza infaz kurumlarının yetkili kurullarınca yapılması gereken bütüncül bir değerlendirme ile verilmelidir.  Bu bütüncül değerlendirmenin de ceza infaz kurumunda birey hakkında en fazla bilgiye sahip birden fazla meslek mensubundan oluşan disiplin kurulunun görüşünü de alan idare ve gözlem kurulu tarafından yapılması yasal bir zorunluluktur.  Bu kurulların değerlendirmesi, tehlikeli suçlu ya da bir suçlunun tehlikeli olup olmadığını, işlediği suçun ağırlığını, ceza infaz kurumundaki tutum ve davranışlarını, firar veya firara teşebbüs etmesini veya sergiledikleri şiddet davranışlarıyla cezaevinde bulunanlar ve/veya toplum güvenliği açısından önemli risk oluşturmasını içermelidir.  Açık ceza infaz kurumlarına nakil konusunun tıbbi bir kararla ilişkilendirilmesi, bu kararın tıbbileştirilmesi kabul edilemez.

Saygılarımızla,

Türkiye Psikiyatri Derneği

Merkez Yönetim Kurulu